Erteleme Sorunu ve Çözüm Yolları

Erteleme, bir kişinin belirli bir görevi veya sorumluluğu yerine getirmekten kaçınması ya da bunu bilinçli olarak daha sonraki bir zamana bırakması durumudur. Bu, bir görevin önemine rağmen, kişi üzerinde baskı hissetmesine veya görevi yerine getirmek için yeterli zamanı olmasına rağmen, bu görevi sürekli olarak ertelemesi anlamına gelir.

Erteleme Sorununun Özellikleri

Gecikmeli Eylem: Kişi, bir görevi yerine getirme niyetinde olmasına rağmen işe başlamayı sürekli olarak sonraya bırakır. Yapılması gereken işi bildiği halde “biraz sonra başlarım”, “yarın daha rahat yaparım” veya “önce başka işlerimi halledeyim” gibi düşüncelerle başlangıç anını geciktirebilir. Bu durum yalnızca önemli görevlerde değil, günlük yaşamda yapılması gereken küçük sorumluluklarda da ortaya çıkabilir. Örneğin bir raporu hazırlamak, ders çalışmak, evrak düzenlemek veya bir başvuru yapmak gibi işler sürekli ertelenebilir.

Erteleme davranışında kişi çoğu zaman görevi tamamen yapmayı reddetmez. Aksine işi yapmayı planlar ve hatta zihninde tamamlamış gibi bir plan oluşturur. Ancak plan ile eylem arasında belirgin bir fark oluşur. Son teslim tarihi yaklaştığında kişi yoğun bir zaman baskısı altında çalışmaya başlayabilir. Bu nedenle erteleme, basit bir isteksizlikten daha karmaşık bir davranış biçimi haline gelebilir.

Zaman Yönetimi Problemleri: Erteleme sorunu, kişinin zamanını planlama ve önceliklendirme biçimini doğrudan etkileyebilir. Yapılması gereken görevlerin sürekli sonraya bırakılması, gün içerisinde yeterli zaman kalmamasına neden olabilir. Kişi başlangıçta görevi tamamlamak için yeterli zamanı olduğunu düşünürken geçen süreyi fark etmeyebilir. Sonuç olarak birden fazla iş aynı anda tamamlanmaya çalışılır ve çalışma süreci daha yorucu hale gelir.

Zaman yönetimindeki problem yalnızca plansızlıktan kaynaklanmaz. Kişi bazen bir görevin ne kadar süreceğini olduğundan kısa tahmin edebilir veya aynı gün içerisinde yapabileceğinden daha fazla iş planlayabilir. Bu durum gerçekleşmediğinde kişi kendisini başarısız hissedebilir. Gerçekçi olmayan planlar zaman içerisinde erteleme davranışını daha da güçlendirebilir.

Olumsuz Sonuçlar: Erteleme kısa vadede kişiye rahatlama hissi verebilir ancak uzun vadede çeşitli sorunlara yol açabilir. İşlerin son dakikaya kalması, yetiştirme kaygısını artırabilir ve kişinin günlük yaşamındaki stresi yükseltebilir. Eğitim hayatında ödevlerin veya sınav hazırlıklarının gecikmesine, çalışma hayatında görevlerin zamanında tamamlanamamasına ve özel yaşamda ertelenen sorumlulukların birikmesine neden olabilir.

Sürekli erteleme davranışı kişinin hedeflerine ulaşmasını da zorlaştırabilir. Kişi yapmak istediği halde harekete geçemediğini gördükçe kendisiyle ilgili olumsuz düşünceler geliştirebilir. “Yeterince disiplinli değilim” veya “Hiçbir işi zamanında bitiremiyorum” gibi genellemeler özgüveni olumsuz etkileyebilir. Bu düşünceler arttıkça yeni görevler karşısında daha fazla baskı hissedilmesi mümkündür.

Hissedilen Suçluluk: Erteleme sonrasında suçluluk, pişmanlık, kaygı veya hayal kırıklığı gibi duygular ortaya çıkabilir. Kişi yapması gereken işi yine ertelediğini fark ettiğinde kendisini eleştirebilir. Özellikle aynı durum tekrar tekrar yaşandığında kişi kendi davranışını kontrol edemediğini düşünebilir. Bu noktada suçluluk duygusu sorunu çözmek yerine erteleme döngüsünün devam etmesine katkıda bulunabilir.

Erteleme sorununu değerlendirirken kişinin yalnızca ne kadar iş yaptığına değil, görevi yapmadan önce ve yaptıktan sonra neler hissettiğine de bakmak gerekir. Bazı kişiler görevden kaçındığında kısa süreli rahatlama yaşarken daha sonra yoğun stres hisseder. Bu döngünün fark edilmesi, erteleme davranışının altında bulunan nedenlerin anlaşılmasını kolaylaştırır. Sorun günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyorsa davranışın nedenlerini değerlendirmek ve uygun çözüm yollarını belirlemek önemlidir.

ilişkide erteleme sorunları

Erteleme Nedenleri

Mükemmeliyetçilik: Ertelemenin önemli nedenlerinden biri, kişinin yaptığı işi kusursuz şekilde tamamlaması gerektiğine inanmasıdır. Görevin sonucunun beklentilerini karşılamayacağından endişe eden kişi işe başlamayı geciktirebilir. “En iyi şekilde yapmalıyım” düşüncesi ilk bakışta olumlu görünse de gerçekçi olmayan beklentilere dönüştüğünde harekete geçmeyi zorlaştırabilir.

Mükemmeliyetçi kişiler bazen görevin ilk adımını atmakta bile zorlanabilir. Çünkü işe başlamak, ortaya bir sonuç koymak anlamına gelir ve sonuç değerlendirilme ihtimali oluşturur. Bu nedenle kişi araştırmaya devam edebilir, daha fazla hazırlık yapabilir veya uygun zamanı bekleyebilir. Ancak mükemmel zamanı beklemek, görevin sürekli ertelenmesine neden olabilir.

Kaygı ve Korku: Başarısızlık korkusu, eleştirilme endişesi veya belirsizlik karşısında hissedilen kaygı, kişinin görevden uzaklaşmasına neden olabilir. Özellikle önemli sonuçlar doğurabilecek bir görev söz konusu olduğunda kişi yapacağı hataların sonuçlarını düşünerek daha fazla stres yaşayabilir. Bu stres, göreve başlamayı kolaylaştırmak yerine kişiyi kaçınmaya yöneltebilir.

İncele  Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Perspektifinden Depresyon

Örneğin iş görüşmesine hazırlanması gereken bir kişi yeterince başarılı olamayacağını düşünüyorsa hazırlık yapmayı erteleyebilir. Benzer şekilde sınava hazırlanması gereken bir öğrenci başarısız olma ihtimalini düşündükçe ders çalışmaktan uzaklaşabilir. Görevden uzaklaşmak kısa süreli bir rahatlama sağlasa da sorunu ortadan kaldırmaz. Aksine zaman azaldıkça kaygının daha yoğun hale gelmesine neden olabilir.

Motivasyon Eksikliği: İlgi çekici bulunmayan, anlamlı görülmeyen veya kişiye herhangi bir karşılık sağlamıyor gibi gelen görevlerde motivasyon düşebilir. Özellikle uzun süren ve sonucunun hemen görülmediği işlerde kişi harekete geçmekte zorlanabilir. Ancak motivasyon eksikliği her zaman isteksizlik anlamına gelmez. Bazen görev çok büyük göründüğü için kişi nereden başlayacağını bilemeyebilir.

Bu durumda görevi daha küçük parçalara ayırmak işe başlamayı kolaylaştırabilir. “Projeyi tamamlamak” gibi genel bir hedef yerine “ilk bölümü yazmak”, “üç kaynak bulmak” veya “on dakika çalışmak” gibi ölçülebilir adımlar belirlemek kişinin harekete geçmesini destekleyebilir. Küçük ilerlemeler tamamlandıkça görevin göz korkutucu görünmesi de azalabilir.

Zamanı Yanlış Yönetme: Kişinin görevin ne kadar zaman alacağını yanlış tahmin etmesi, erteleme davranışının devam etmesine neden olabilir. “Bunu bir saatte bitiririm” düşüncesiyle hareket eden kişi, işe başlamayı geciktirdiğinde kalan sürenin yeterli olmadığını sonradan fark edebilir. Bu durum özellikle birden fazla sorumluluğun aynı döneme denk geldiği zamanlarda daha belirgin hale gelir.

Zamanı yanlış yönetmek, yalnızca plan yapmamakla ilgili değildir. Kişinin günlük enerjisini, dikkat süresini ve aynı anda gerçekleştirebileceği görev sayısını gerçekçi değerlendirmemesi de planların aksamasına yol açabilir. Bu nedenle erteleme sorununu azaltmak isteyen kişinin yalnızca yapılacaklar listesi hazırlaması yeterli olmayabilir. Görevlerin önceliğini belirlemek, gerçekçi süreler ayırmak ve dinlenme zamanlarını da hesaba katmak gerekir.

Erteleme davranışının altında tek bir neden bulunması şart değildir. Mükemmeliyetçilik, kaygı, motivasyon eksikliği ve zaman yönetimi sorunları aynı kişide birlikte görülebilir. Örneğin kişi bir görevi zor bulduğu için kaygılanabilir, başarılı olmak istediği için mükemmel sonuç bekleyebilir ve bu nedenle çalışmaya başlamayı erteleyebilir. Bu nedenle erteleme sorunu değerlendirilirken davranışın ortaya çıktığı koşullar, kişinin düşünceleri ve yaşadığı duygular birlikte ele alınmalıdır.

Erteleme Sorununun Üstesinden Gelme Yolları:

• Görevleri Parçalara Ayırma: Büyük görevleri küçük, yönetilebilir parçalara ayırarak, her bir bölümü tamamlamak daha kolay hale gelebilir.

• Belirli Zaman Dilimleri Belirleme: Kendinize belirli bir süre vererek, bu süre içinde bir görevi tamamlamaya çalışmak, motivasyonunuzu artırabilir.

• Olumsuz Düşüncelerle Mücadele Etme: Görevi ertelemeye neden olan olumsuz düşünceleri fark etmek ve bunlarla başa çıkmak, ertelemeyi azaltabilir.

• Motivasyonu Artırma: Görevi tamamladıktan sonra kendinize ödül vermek, motivasyonunuzu artırabilir.

• Kendinize Karşı Şefkatli Olma: Erteleme konusunda kendinize karşı çok sert olmamak ve süreci öğrenme fırsatı olarak görmek önemlidir.

Erteleme, birçok insanın yaşadığı yaygın bir sorundur, ancak uygun stratejilerle üstesinden gelinebilir.

Erteleme sorununu anlamak ve çözmek için bazı sorular

Erteleme davranışını anlamanın ilk adımı, kişinin hangi durumlarda işi sonraya bıraktığını fark etmesidir. Erteleme yalnızca zaman yönetimiyle ilgili bir problem değildir. Bazen kaygı, başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, motivasyon eksikliği veya yapılacak işin kişide oluşturduğu baskı bu davranışı tetikleyebilir. Bu nedenle erteleme sorununun nedenlerini anlamak için kişinin günlük yaşamındaki davranışlarını ve bu davranışlara eşlik eden duyguları değerlendirmesi gerekir.

Her insan zaman zaman yapması gereken işleri sonraya bırakabilir. Ancak erteleme alışkanlığı eğitim, iş, ilişkiler veya günlük sorumlulukları düzenli olarak etkiliyorsa daha yakından ele alınması gerekir. Özellikle kişi yapmak istediği halde başlayamıyor, son dakikaya kadar bekliyor ve ardından yoğun stres yaşıyorsa davranışın altında farklı bir neden bulunabilir.

Aşağıdaki sorular, erteleme davranışının hangi koşullarda ortaya çıktığını ve kişinin bu süreçte neler yaşadığını fark etmesine yardımcı olabilir. Sorulara verilen yanıtlar, erteleme döngüsünün başlangıç noktasını belirlemek açısından önem taşır.

Ne zaman erteleme yapıyorsunuz?

Genellikle hangi saatlerde veya günlerde erteleme yapmaya meyilli olduğunuzu düşünmek, davranışın belirli bir düzene sahip olup olmadığını anlamanızı sağlar. Bazı kişiler sabah saatlerinde işe başlamakta zorlanırken bazı kişiler günün ilerleyen saatlerinde sorumluluklarını ertelemeye başlayabilir. Özellikle yoğun çalışma günlerinin ardından ortaya çıkan yorgunluk, kişinin yapması gereken görevleri sonraki güne bırakmasına neden olabilir.

İncele  Panik Atak ve Çözüm Yolları

Erteleme davranışının belirli zamanlarda artması, günlük rutinin gözden geçirilmesini gerektirebilir. Örneğin güne plansız başlamak, aynı anda çok fazla sorumluluk üstlenmek veya görevleri günün sonuna bırakmak erteleme ihtimalini artırabilir. Bunun yanında kişinin kendisini daha enerjik hissettiği saatleri belirlemesi ve zor görevleri bu zamanlara yerleştirmesi işe başlamayı kolaylaştırabilir.

Haftanın belirli günlerinde erteleme yapıyorsanız o günlerde yaşanan koşulları da değerlendirmek önemlidir. İş yoğunluğu, okul programı, sosyal sorumluluklar veya dinlenme ihtiyacı davranışı etkileyebilir. Aynı şekilde yaklaşan bir teslim tarihi veya önemli bir görüşme öncesinde ertelemenin artması, görevin oluşturduğu kaygıyla ilişkili olabilir.

Burada amaç kendinizi suçlamak değil, davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını gözlemlemektir. “Ne zaman erteliyorum?” sorusunun yanında “O sırada ne yapıyordum, ne düşünüyordum ve kendimi nasıl hissediyordum?” sorularını sormak daha kapsamlı bir değerlendirme sağlar. Böylece erteleme davranışının rastgele mi yoksa belirli tetikleyicilerle mi ortaya çıktığı anlaşılabilir.

Erteleme sorunu günlük yaşamınızı düzenli olarak etkiliyorsa davranışın zaman içerisindeki seyrini takip etmek yararlı olabilir. Birkaç gün boyunca hangi görevleri hangi saatlerde ertelediğinizi not etmek, tekrar eden kalıpları görmenizi sağlayabilir. Bu farkındalık, sorunu çözmek için uygulanabilecek yöntemlerin daha doğru belirlenmesine yardımcı olur.

Hangi tür görevlerde erteleme sorunu yaşıyorsunuz?

Her görevi aynı ölçüde ertelemiyor olabilirsiniz. Bazı kişiler iş hayatındaki sorumluluklarını zamanında yerine getirirken ev işlerini sürekli sonraya bırakabilir. Bazıları ise eğitim, sınav hazırlığı, rapor hazırlama veya önemli kararlar gibi zihinsel çaba gerektiren görevlerde başlamakta zorlanabilir. Bu nedenle erteleme sorununu değerlendirirken hangi görevlerin daha fazla ertelendiğini belirlemek önemlidir.

Görevin zor, sıkıcı veya belirsiz olması erteleme davranışını tetikleyebilir. Örneğin kapsamı çok geniş bir projeye nereden başlayacağını bilemeyen kişi, projeyi tamamlamak yerine başka işlerle ilgilenebilir. Görevin büyüklüğü zihinsel olarak baskı oluşturduğunda kişi kısa süreli rahatlama sağlayan faaliyetlere yönelebilir. Sosyal medya kullanımı, video izlemek veya daha kolay işleri yapmak bu süreçte sık görülen davranışlar arasında yer alabilir.

Bunun yanında kişinin kendisinden çok yüksek bir performans beklemesi de ertelemeye neden olabilir. “Mükemmel yapamayacaksam hiç başlamayayım” düşüncesi, özellikle mükemmeliyetçi kişilerde göreve başlamayı zorlaştırabilir. Bu durumda sorun yalnızca zaman yönetimi değildir. Kişinin başarı, hata yapma ve performansla ilgili düşüncelerinin de değerlendirilmesi gerekir.

Erteleme yaptığınız görevlerin ortak özelliklerini belirlemeye çalışabilirsiniz. Bu görevler sizin için sıkıcı mı, zor mu, belirsiz mi veya değerlendirilme kaygısı mı oluşturuyor? Başkalarının beklentilerini karşılamanız gereken işlerde mi daha fazla zorlanıyorsunuz? Eğer belirli bir görev grubu sürekli erteleniyorsa, davranışın altında bulunan düşünce ve duygular hakkında önemli ipuçları elde edilebilir.

Görevleri küçük parçalara ayırmak da erteleme davranışını azaltmaya yardımcı olabilir. Örneğin “raporu hazırlamak” gibi geniş bir hedef yerine “konuyla ilgili üç kaynak bulmak” veya “raporun giriş bölümünü oluşturmak” gibi daha küçük adımlar belirlemek işe başlamayı kolaylaştırabilir. Böylece görev zihinsel olarak daha yönetilebilir hale gelir.

Erteleme sorunu uzun süredir devam ediyor ve iş, eğitim veya günlük sorumluluklarınızı belirgin şekilde etkiliyorsa yalnızca daha fazla çalışmaya zorlamak yeterli olmayabilir. Görevlerle ilgili düşüncelerin, duyguların ve davranışların birlikte değerlendirilmesi, sorunun kaynağını anlamak açısından daha sağlıklı bir yaklaşım sunabilir.

Erteleme yapmanıza neden olan duygular neler?

Bir görevi ertelemeden hemen önce hangi duyguyu yaşadığınızı fark etmek, erteleme davranışının nedenini anlamada önemli bir adımdır. Çünkü insanlar çoğu zaman yalnızca görevin kendisinden değil, görevin oluşturduğu duygusal yükten kaçınmak için erteleme davranışına yönelebilir. Stres, kaygı, sıkılma, yetersizlik hissi, başarısızlık korkusu ve yoğun baskı bu süreçte etkili olabilir.

Örneğin önemli bir sunum hazırlaması gereken kişi, sunumu düşünmeye başladığında başarısız olacağına dair kaygı yaşayabilir. Bu kaygıyı azaltmak için hazırlığa başlamak yerine telefonuyla ilgilenebilir veya başka işlere yönelebilir. O anda kişi kısa süreli bir rahatlama hisseder. Ancak görev ortadan kalkmadığı için daha sonra zaman baskısı ve kaygı yeniden ortaya çıkar.

Bu durum bir erteleme döngüsüne dönüşebilir. Görev düşünülür, olumsuz duygu ortaya çıkar, kişi görevden uzaklaşır, kısa süreli rahatlama yaşar ve ardından görev daha fazla baskı oluşturmaya başlar. Son teslim tarihi yaklaştığında kişi yoğun stres altında çalışmak zorunda kalabilir. İş tamamlandıktan sonra ise “Bir dahaki sefere daha erken başlayacağım” düşüncesi ortaya çıkabilir.

Erteleme sırasında yaşadığınız duyguyu doğru tanımlamak bu döngüyü kırmak açısından önemlidir. “Canım istemiyor” ifadesinin altında bazen kaygı, başarısızlık korkusu veya yetersizlik hissi bulunabilir. “Çok sıkıcı” olarak değerlendirilen bir görevin arkasında ise motivasyon eksikliği veya görevin kişinin değerleriyle bağlantısının zayıf olması bulunabilir.

İncele  Bakırköy Psikolog

Duyguların fark edilmesi, kişinin kendisini suçlaması anlamına gelmez. Tam tersine davranışın otomatik şekilde gerçekleşmesini engelleyerek daha bilinçli seçim yapmayı sağlar. Göreve başlamadan önce birkaç dakika durup “Şu anda ne hissediyorum ve bu görevi düşündüğümde aklımdan hangi düşünce geçiyor?” diye sormak önemli bir farkındalık oluşturabilir.

Erteleme davranışının altında yoğun kaygı, sürekli başarısızlık korkusu veya kişinin günlük yaşamını ciddi biçimde etkileyen duygusal zorluklar bulunuyorsa profesyonel destek değerlendirmeye alınabilir. Böyle bir süreçte amaç yalnızca daha iyi zaman planlamak değil, kişinin ertelemeyi tetikleyen düşünce ve duygularını anlamasına yardımcı olmaktır.

Erteleme sürecinde neler yapıyorsunuz?

Görevi ertelediğiniz anda ne yaptığınızı fark etmek, davranışın nasıl sürdüğünü anlamanıza yardımcı olur. Bazı kişiler görev başında oturmasına rağmen sosyal medyada zaman geçirir. Bazıları e-postalarını kontrol eder, ev düzenler, alışveriş yapar veya daha kolay görevlerle ilgilenir. Böylece kişi tamamen boş kalmaz; ancak asıl sorumluluğu yerine getirmekten uzaklaşır.

Erteleme sırasında yapılan faaliyetlerin ortak özelliği çoğu zaman kısa vadede daha rahat veya daha kolay hissettirmeleridir. Örneğin önemli bir raporu hazırlamak zihinsel çaba gerektirirken birkaç dakika sosyal medyada gezinmek herhangi bir performans beklentisi oluşturmayabilir. Bu nedenle kişi zorlayıcı görev yerine daha kolay bir davranışı seçebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, erteleme sırasında yapılan her faaliyetin gereksiz olması değildir. Dinlenmek, mola vermek veya başka bir işi tamamlamak günlük yaşamın doğal bir parçasıdır. Sorun, kişinin bu faaliyetleri asıl görevden kaçınmak için sürekli kullanması ve bunun sonucunda önemli sorumluluklarını yerine getirememesidir.

Erteleme sürecini daha iyi anlamak için davranıştan hemen önce ve sonra ne olduğunu yazabilirsiniz. Örneğin “Raporu açtım, zorlanacağımı düşündüm, telefona baktım, yarım saat geçti” gibi basit bir kayıt bile davranış döngüsünü görünür hale getirebilir. Bu kayıtlar, kişinin hangi durumlarda otomatik olarak başka faaliyetlere yöneldiğini fark etmesini sağlar.

Çözüm açısından ilk adımlardan biri, dikkat dağıtan faaliyetleri tamamen ortadan kaldırmak yerine göreve başlamayı kolaylaştırmaktır. Telefonu başka bir yerde bırakmak, çalışma alanını sadeleştirmek, görevi küçük bir adıma bölmek veya belirli bir süre yalnızca başlangıç aşamasına odaklanmak işe yarayabilir. Amaç bir anda saatlerce çalışmak değil, kaçınma davranışını azaltarak eyleme geçmektir.

Erteleme davranışı sürekli tekrar ediyor ve kişi kendi yöntemleriyle değiştirmekte zorlanıyorsa davranışın altında yatan nedenler daha ayrıntılı incelenmelidir. Çünkü bazı durumlarda erteleme yalnızca dikkat dağıtıcı unsurlardan kaynaklanmaz. Kaygı, mükemmeliyetçilik, düşük öz güven veya başarısızlık korkusu gibi psikolojik etkenler de davranışın devam etmesine katkıda bulunabilir.

Erteleme yaptığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Erteleme davranışından sonra ortaya çıkan duygular, sorunun kişinin yaşamındaki etkisini anlamak açısından oldukça önemlidir. Bazı kişiler görevi ertelediğinde ilk olarak rahatlama hisseder. Çünkü yapmak istemediği veya kaygı duyduğu bir görevden kısa süreliğine uzaklaşmış olur. Ancak bu rahatlama genellikle kalıcı değildir ve görev yeniden hatırlandığında stres tekrar ortaya çıkabilir.

Zaman geçtikçe erteleme davranışına suçluluk, pişmanlık veya kendine yönelik eleştiri eşlik edebilir. “Neden yine böyle yaptım?”, “Daha erken başlayabilirdim” veya “Hiçbir işi zamanında yapamıyorum” gibi düşünceler kişinin kendisine olan güvenini olumsuz etkileyebilir. Bu düşünceler yoğunlaştığında bir sonraki görev karşısında daha fazla kaygı yaşanması da mümkündür.

Böylece erteleme ile olumsuz duygular arasında tekrar eden bir döngü oluşabilir. Kişi görevden kaçınarak kısa süreli rahatlar, ardından zaman baskısı nedeniyle stres yaşar, görev tamamlandığında kendisini eleştirir ve sonraki görevde başarısız olacağına dair daha fazla kaygı duyabilir. Bu döngü fark edilmediğinde erteleme davranışı zaman içinde güçlenebilir.

Erteleme sonrasında kendinizi ağır şekilde eleştirmek yerine davranışı anlamaya çalışmanız daha yararlı olabilir. “Neden tembelim?” sorusu yerine “Bu görevi yaparken hangi duygu veya düşünce beni durdurdu?” sorusunu sormak daha işlevsel bir yaklaşım sunar. Böylece kişinin kendisine yönelik olumsuz etiketler kullanması yerine davranışın nedenlerini değerlendirmesi mümkün olur.

Erteleme sonrasında yaşanan suçluluk ve kaygı günlük yaşamınızı etkiliyorsa bu duyguların ne kadar sık tekrarlandığını gözlemlemek önemlidir. İşlerin sürekli son dakikaya kalması, sorumlulukların aksaması, akademik veya mesleki performansın düşmesi ve kişinin kendisine olan güveninin azalması destek ihtiyacına işaret edebilir.

Erteleme sorununu çözmek yalnızca daha disiplinli olmaya çalışmakla sınırlı değildir. Davranışın hangi durumlarda ortaya çıktığını, hangi düşüncelerle başladığını ve sonrasında hangi duyguların yaşandığını anlamak gerekir. Bu değerlendirme, kişinin kendisine uygun stratejiler geliştirmesine ve erteleme döngüsünü daha erken fark ederek müdahale etmesine yardımcı olabilir.

Bu içerik bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır, tanı ve tedavi amacı içermez.