<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sadıka Alkan Abdullahoğlu</title>
	<atom:link href="https://sadikaalkan.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sadikaalkan.com</link>
	<description>Uzman Klinik Psikolog Çift ve Aile Terapisti</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 May 2025 16:26:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>İçinden Çıkılmaz Bir Kısır Döngü</title>
		<link>https://sadikaalkan.com/icinden-cikilmaz-bir-kisir-dongu/</link>
					<comments>https://sadikaalkan.com/icinden-cikilmaz-bir-kisir-dongu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[6rwc4]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 21:21:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sadikaalkan.com/?p=262</guid>

					<description><![CDATA[Hayatın bazı anlarında, insanlar kendilerini sürekli tekrarlayan, sanki bir çıkış yolu olmayan bir döngünün içinde bulurlar. Bu döngü, kimi zaman düşüncelerde, kimi zaman davranışlarda ya da duygusal tepkilerde kendini gösterir. Psikolojide bu duruma “kısır döngü” denir. Bu döngüler, kişiyi hem zihinsel hem de duygusal olarak sıkışmış hissettirebilir ve genellikle kendi kendini besleyen olumsuz bir süreç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın bazı anlarında, insanlar kendilerini sürekli tekrarlayan, sanki bir çıkış yolu olmayan bir döngünün içinde bulurlar. Bu döngü, kimi zaman düşüncelerde, kimi zaman davranışlarda ya da duygusal tepkilerde kendini gösterir. Psikolojide bu duruma “kısır döngü” denir. Bu döngüler, kişiyi hem zihinsel hem de duygusal olarak sıkışmış hissettirebilir ve genellikle kendi kendini besleyen olumsuz bir süreç haline gelir.</p>
<p>Çocukluk dönemi, bu kısır döngülerin temellerinin atıldığı evrelerin başında gelir. Bu dönem; bireyin kişilik gelişimi, dünya görüşü ve ilişkisel dinamiklerinin şekillendiği kritik bir dönemdir. Bu süreçte çocuklar, çevrelerinden aldıkları mesajlar, ebeveynleriyle olan ilişkileri, yaşadıkları travmalar ve deneyimledikleri olumlu ya da olumsuz olaylar aracılığıyla kendilerine dair bazı temel inançlar geliştirirler. Bu inançlar, şemalar olarak adlandırılır ve bireyin yaşam boyu karşılaşacağı durumlar ve ilişkilerle başa çıkma biçimini etkiler. Uyum bozucu şemalar ise bireyin sağlıklı bir şekilde işlev görebilmesini engelleyebilecek kadar olumsuz ve katı inançlar olarak tanımlanabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Uyum Bozucu Şemaların Oluşumu</strong></p>
<p>Uyum bozucu şemalar, genellikle çocukluk döneminde oluşur ve bu süreçte çocuklar, yaşadıkları olumsuz deneyimlerden hareketle dünya, insanlar ve kendileri hakkında bazı temel çıkarımlar yaparlar. Bu şemalar, güven eksikliği, yetersizlik hissi, terk edilme korkusu, onaylanmama kaygısı gibi çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Örneğin, sürekli eleştirilen bir çocuk, “yetersizim” şemasını geliştirebilir ve bu inanç, yetişkinlikte başarısızlık korkusuyla sonuçlanabilir.</p>
<p>Bu şemalar, çoğunlukla erken dönemde edinilen olumsuz yaşantılar, ebeveynlerin aşırı eleştirel ya da aşırı koruyucu tutumları, ihmal, fiziksel ya da duygusal istismar gibi travmatik deneyimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Ancak şemaların oluşumu, sadece travmatik deneyimlerle sınırlı değildir; aynı zamanda aşırı koruyucu ya da idealize edilmiş bir çocukluk da uyum bozucu şemaların gelişimine zemin hazırlayabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yetişkinlikte Şemaların Etkisi</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde edinilen uyum bozucu şemalar, bireyin yetişkinlikte karşılaştığı birçok durumda tekrarlayan örüntülere yol açabilir. Bu şemalar, bilinçdışı bir şekilde işlev görerek bireyin kendine dair algısını, başkalarıyla olan ilişkilerini ve dünyaya bakışını etkiler. Örneğin, çocuklukta terk edilme korkusu geliştiren bir birey, yetişkinlikte partnerleriyle olan ilişkilerinde sürekli bir terk edilme beklentisi içerisinde olabilir. Bu da ilişkilerde güvensizlik, kıskançlık, aşırı bağımlılık ya da sürekli onay arayışı gibi tepkilere yol açabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Benzer şekilde, çocuklukta “yetersizim” şeması geliştiren bir birey, yetişkinlikte kendini sürekli yetersiz hissetme eğiliminde olabilir ve bu durum, iş hayatında ya da kişisel ilişkilerde kendini sabote etme, risk almaktan kaçınma ya da sürekli bir başarı arayışı gibi tekrarlayan davranış örüntülerine neden olabilir. Bu şemalar, bireyin yaşamında olumsuz döngüler yaratarak, tatmin edici ve anlamlı ilişkiler kurmasını ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şema Terapi ve Şemaların Yeniden Yapılandırılması</strong></p>
<p>Uyum bozucu şemaların yeniden yapılandırılması ve sağlıklı başa çıkma stratejilerinin geliştirilmesi, şema terapi yaklaşımıyla mümkündür. Şema terapi, bireyin erken dönem deneyimlerini ve bu deneyimlerin yarattığı şemaları keşfetmesini sağlar. Terapist, danışanla birlikte bu şemaları yeniden değerlendirir ve danışanın bu şemalarla başa çıkabilmesi için yeni stratejiler geliştirir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu süreçte, bireyin çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimlerin yetişkinlikteki davranışları üzerindeki etkisini fark etmesi, şemaların gücünü azaltabilir. Şema terapi, bireyin şemalarıyla yüzleşmesine ve bu şemaların yarattığı tekrarlayan örüntüleri kırmasına yardımcı olur. Böylece birey, daha sağlıklı, tatmin edici ve uyumlu bir yaşam sürdürebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çocuklukta edinilen uyum bozucu şemalar, bireyin yetişkinlikte tekrarlayan olumsuz davranış örüntülerine ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilir. Ancak bu şemalar, fark edilip uygun terapi yöntemleriyle ele alındığında, bireyin daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmesine katkı sağlayabilir. Şema terapi, bu süreçte bireylere önemli bir destek sunarak, geçmişin izlerini silip, daha sağlıklı bir gelecek inşa etmelerine yardımcı olur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sadikaalkan.com/icinden-cikilmaz-bir-kisir-dongu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erteleme Sorunu ve Çözüm Yolları</title>
		<link>https://sadikaalkan.com/erteleme-sorunu-ve-cozum-yollari/</link>
					<comments>https://sadikaalkan.com/erteleme-sorunu-ve-cozum-yollari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[6rwc4]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 21:19:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sadikaalkan.com/?p=248</guid>

					<description><![CDATA[Erteleme, bir kişinin belirli bir görevi veya sorumluluğu yerine getirmekten kaçınması ya da bunu bilinçli olarak daha sonraki bir zamana bırakması durumudur. Bu, bir görevin önemine rağmen, kişi üzerinde baskı hissetmesine veya görevi yerine getirmek için yeterli zamanı olmasına rağmen, bu görevi sürekli olarak ertelemesi anlamına gelir. &#160; Erteleme Sorununun Özellikleri: 1. Gecikmeli Eylem: Kişi, bir görevi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erteleme, bir kişinin belirli bir görevi veya sorumluluğu yerine getirmekten kaçınması ya da bunu bilinçli olarak daha sonraki bir zamana bırakması durumudur. Bu, bir görevin önemine rağmen, kişi üzerinde baskı hissetmesine veya görevi yerine getirmek için yeterli zamanı olmasına rağmen, bu görevi sürekli olarak ertelemesi anlamına gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Erteleme Sorununun Özellikleri:</strong></p>
<p>1. <strong>Gecikmeli Eylem:</strong> Kişi, bir görevi yerine getirme niyetinde olmasına rağmen, sürekli olarak onu erteler ve daha sonra yapmayı tercih eder.</p>
<p>2. <strong>Zaman Yönetimi Problemleri:</strong> Erteleme, zamanın verimli bir şekilde kullanılmaması ve bu nedenle önemli işlerin zamanında tamamlanamamasıyla ilişkilidir.</p>
<p>3. <strong>Olumsuz Sonuçlar:</strong> Erteleme, kişinin hedeflerine ulaşamamasına, artan stres seviyelerine, düşük özgüvene ve genel olarak yaşam kalitesinin düşmesine yol açabilir.</p>
<p>4. <strong>Hissedilen Suçluluk:</strong> Erteleme, genellikle suçluluk, pişmanlık ve kaygı gibi olumsuz duygularla ilişkilendirilir, çünkü kişi ertelenen görevi tamamlamadığı için kendisini kötü hissedebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Erteleme Nedenleri:</strong></p>
<p>• <strong>Mükemmeliyetçilik:</strong> Görevin mükemmel yapılması gerektiği inancı, görevin tamamlanmasını zorlaştırabilir ve ertelemeye yol açabilir.</p>
<p>• <strong>Kaygı ve Korku:</strong> Başarısızlık korkusu, eleştirilme korkusu veya belirsizlik korkusu, kişinin bir görevi yapmaktan kaçınmasına neden olabilir.</p>
<p>• <strong>Motivasyon Eksikliği:</strong> İlgi eksikliği, kişinin bir görevi yerine getirme konusunda motivasyon eksikliği hissetmesine yol açabilir.</p>
<p>• <strong>Zamanı Yanlış Yönetme:</strong> Kişi, görevin ne kadar zaman alacağını yanlış tahmin edebilir ve bu nedenle işi sürekli olarak erteleyebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Erteleme sorununu anlamak ve çözmek için bazı sorular:</strong></em></p>
<p>1. <strong>Ne zaman erteleme yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Genellikle hangi saatlerde veya günlerde erteleme yapmaya meyilli oluyorsunuz?</p>
<p>2. <strong>Hangi tür görevlerde erteleme sorunu yaşıyorsunuz?</strong></p>
<p>Örneğin, iş, ev işleri, eğitimle ilgili görevler gibi hangi alanlarda erteleme yapıyorsunuz?</p>
<p>3. <strong>Erteleme yapmanıza neden olan duygular neler?</strong></p>
<p>Bir görevi ertelediğinizde hangi duyguları yaşıyorsunuz? Örneğin, stres, kaygı, yorgunluk, sıkılma gibi.</p>
<p>4. <strong>Erteleme sürecinde neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Görevi ertelediğinizde genellikle ne yapıyorsunuz? Sosyal medyada zaman geçiriyor musunuz, başka bir iş yapıyor musunuz, yoksa tamamen boş mu kalıyorsunuz?</p>
<p>5. <strong>Erteleme yaptığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?</strong></p>
<p>Erteleme sonrasında ne hissediyorsunuz? Pişmanlık, suçluluk, rahatlama gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Erteleme Sorununun Üstesinden Gelme Yolları:</strong></em></p>
<p>• <strong>Görevleri Parçalara Ayırma:</strong> Büyük görevleri küçük, yönetilebilir parçalara ayırarak, her bir bölümü tamamlamak daha kolay hale gelebilir.</p>
<p>• <strong>Belirli Zaman Dilimleri Belirleme:</strong> Kendinize belirli bir süre vererek, bu süre içinde bir görevi tamamlamaya çalışmak, motivasyonunuzu artırabilir.</p>
<p>• <strong>Olumsuz Düşüncelerle Mücadele Etme:</strong> Görevi ertelemeye neden olan olumsuz düşünceleri fark etmek ve bunlarla başa çıkmak, ertelemeyi azaltabilir.</p>
<p>• <strong>Motivasyonu Artırma:</strong> Görevi tamamladıktan sonra kendinize ödül vermek, motivasyonunuzu artırabilir.</p>
<p>• <strong>Kendinize Karşı Şefkatli Olma:</strong> Erteleme konusunda kendinize karşı çok sert olmamak ve süreci öğrenme fırsatı olarak görmek önemlidir.</p>
<p>Erteleme, birçok insanın yaşadığı yaygın bir sorundur, ancak uygun stratejilerle üstesinden gelinebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sadikaalkan.com/erteleme-sorunu-ve-cozum-yollari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şemaların Çift İlişkisindeki Rolü</title>
		<link>https://sadikaalkan.com/semalarin-cift-iliskisindeki-rolu/</link>
					<comments>https://sadikaalkan.com/semalarin-cift-iliskisindeki-rolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[6rwc4]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 21:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sadikaalkan.com/?p=245</guid>

					<description><![CDATA[Çift ilişkilerinde bireylerin şemalarının (cognitive schemas) etkisi oldukça büyüktür. Şemalar, bireylerin çocukluk ve yaşam deneyimlerinden kaynaklanan, dünyayı ve ilişkileri algılayış biçimlerini şekillendiren zihinsel kalıplardır. Bu şemalar, bireyin kendisi, başkaları ve dünya hakkında sahip olduğu temel inançları içerir. Şemaların ilişkilere etkileri şunlar olabilir: 1. Algı ve Yorumlama: Bireyler, ilişkilerinde karşılaştıkları durumları ve partnerlerinin davranışlarını kendi şemaları doğrultusunda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çift ilişkilerinde bireylerin şemalarının (cognitive schemas) etkisi oldukça büyüktür. Şemalar, bireylerin çocukluk ve yaşam deneyimlerinden kaynaklanan, dünyayı ve ilişkileri algılayış biçimlerini şekillendiren zihinsel kalıplardır. Bu şemalar, bireyin kendisi, başkaları ve dünya hakkında sahip olduğu temel inançları içerir.</p>
<p>Şemaların ilişkilere etkileri şunlar olabilir:</p>
<p>1. <strong>Algı ve Yorumlama:</strong></p>
<p>Bireyler, ilişkilerinde karşılaştıkları durumları ve partnerlerinin davranışlarını kendi şemaları doğrultusunda algılar ve yorumlar. Örneğin, terk edilme şeması güçlü olan biri, partnerinin meşgul olması durumunu kişisel olarak algılayabilir ve terk edilme korkusuna kapılabilir.</p>
<p>2. <strong>İletişim Tarzı:</strong></p>
<p>Şemalar, bireyin ilişki içindeki iletişim tarzını da etkiler. Örneğin, yetersizlik şeması olan bir birey, partnerine kendini ifade etmekte zorlanabilir veya sürekli onaylanma ihtiyacı duyabilir. Bu, ilişkide yanlış anlamalara ve iletişim problemlerine yol açabilir.</p>
<p>3. <strong>Davranış Kalıpları:</strong></p>
<p>Şemalar, bireylerin ilişkilerdeki davranışlarını da yönlendirir. Bir bireyin şeması, onun ilişkide nasıl davrandığını, hangi rolleri üstlendiğini ve çatışmaları nasıl çözdüğünü belirleyebilir. Örneğin, sürekli eleştirilmiş bir birey, partnerine karşı savunmacı bir tutum sergileyebilir.</p>
<p>4. <strong>İlişki Tatmini:</strong></p>
<p>Şemalar, bireyin ilişkisinden memnuniyet düzeyini etkiler. Olumsuz şemalara sahip bireyler, ilişkilerinde daha az tatmin olabilir ve sürekli bir şeylerin eksik olduğunu hissedebilirler. Bu da uzun vadede ilişkinin kalitesini ve sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>5. <strong>Çatışmalar:</strong></p>
<p>Farklı şemalara sahip bireyler arasında çatışmalar çıkabilir. Örneğin, bir bireyin bağımsızlık şeması ile diğerinin bağlılık şeması arasında uyumsuzluk olabilir. Bu da ilişkide güç mücadelelerine, duygusal mesafe yaratmaya veya sürekli bir yakınlık talebine neden olabilir.</p>
<p>Şemalar, bireyin bilinçsizce taşıdığı kalıplar olduğundan, bu etkilerin farkında olmak zordur. Ancak, bu şemaların fark edilmesi ve üzerinde çalışılması, çiftlerin ilişkilerini daha sağlıklı ve tatmin edici bir şekilde sürdürebilmeleri için önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sadikaalkan.com/semalarin-cift-iliskisindeki-rolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkinizde Ada mı? Dalga mı? Yoksa Çapa mısınız?</title>
		<link>https://sadikaalkan.com/iliskinizde-ada-mi-dalga-mi-yoksa-capa-misiniz/</link>
					<comments>https://sadikaalkan.com/iliskinizde-ada-mi-dalga-mi-yoksa-capa-misiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[6rwc4]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Feb 2025 14:05:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sadikaalkan.com/?p=99</guid>

					<description><![CDATA[İnsan canlısı doğduğu andan itibaren ona bakım veren bir başka canlıyla duygusal ve fiziksel bir bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Dünyaya yeni gözlerini açmış bir bebek ancak bu bağ sayesinde hayata tutunur ve gelecekteki tüm zamanlarda kuracağı ilişkilerin yapısını bu bağ sayesinde meydana getirmeye başlar. Bağlanma olarak adlandırdığımız bakım veren ve bebek arasında kurulan bu etkileşim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsan canlısı doğduğu andan itibaren ona bakım veren bir başka canlıyla duygusal ve fiziksel bir bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Dünyaya yeni gözlerini açmış bir bebek ancak bu bağ sayesinde hayata tutunur ve gelecekteki tüm zamanlarda kuracağı ilişkilerin yapısını bu bağ sayesinde meydana getirmeye başlar. Bağlanma olarak adlandırdığımız bakım veren ve bebek arasında kurulan bu etkileşim bebeğin kendisi, bir başkası ve dünyayı algılama biçimini doğrudan etkileyen güçtedir ve hayat boyu devam edecek olan bir ilişkilenme sistemini oluşturur. Bağlanmanın kurulması sürecinde ebeveyn bebeğin ihtiyaçlarına daha az yanıt veriyorsa bebek yetişkin hayatında kendini çok ifade etmeyen ya da az talepkar bir yetişkin olarak hayatına devam edecektir. Ada olarak ifade edeceğimiz bu grup, uzaklaşmacı ebeveynlere sahiptir. Bu nedenle Ada’ların kaygıdan kaçınma stratejisi yetişkinlik hayatlarında ihtiyacını minimum düzeyde ifade etmek, kendi kendine yetmek ve başka insanlarla ilişkilenmeye çok gerek görmemektir. Uzaklaşmacı grubun içinde olan bu kişiler bağlanma sürecinde ihmal edilen ve ben kendime yeterim sratejisini geliştirmek zorunda olan kişilerdir. Ailelerinde performans odaklı, bağımsız ve özerk olmanın önemli olduğu mesajını alan Ada’lar hayatlarında zekanın, başarının ve gücün önemini fazlasıyla vurgularlar. Gerçekte oldukları gibi kabul görmemiş olmaları, anlaşılmadıklarına ve kendi dünyalarında fazlasıyla zaman geçiriyor olmalarına sebep olduğundan oldukça yalnız hissetmelerine de neden olur. Çünkü bu yalnızlık hali başkasına ihtiyaç duymaktan veya ilişkilenme halinden çok daha tanıdıktır ve birilerinin onlara destek olmasındansa kendi ihtiyaçlarını karşılamak çok daha güvenli bir histir. Bu nedenle Ada olarak tanımladığımız kişiler öz regülasyonu oldukça kuvvetli, özgürlüğüne düşkün ve bireysel sınırları çok keskin tiplerdir. Onlar için ilişkide uzun süre var olmak çok önemli değildir çünkü buna inançları yoktur. Bu nedenle sık partner değiştirir, yalnız olmayı sever ve kendinden bir şeyler vermek durumunda olmak rahatsız edici hissettirdiği için ilişki böyle bir hal almaya başladığı andan itibaren oradan koşarak uzaklaşırlar. Ada’lar oldukça iyi sır tutar, deneyimlerinin bir çoğunu kendine saklar ve çatışmalardan mümkün olduğunca kaçınırlar. Aynı doğrultuda onlardan bir şey talep edilmesinden ve işlerine karışılmasından pek hoşlanmaz, bunu tehdit olarak algılarlar. Bir ada çok fazla yüz ifadesi sergilemez çünkü bunun bir kaybı olacağına inanır. Kendilerini çok iyi tanımazlar ve geçmişleriyle ilgili anıları çok net değildir; hatta çocukluğuyla ilgili bir sürü şeyi hatırlamayabilirler. Tabiri caizse çocukluklarını sabunlu suyla silmiş gibi çoğunlukla temiz ve parlak kısımları hatırlayan Ada’lar geçmişi göz ardı eden ve üzerinde çok durulması gerekmeyen bir zaman olarak görüler.</p>
<p>Ada’ların aksine Dalga olarak adlandırdığımız gruptaki insanlar da bağlanma sürecinde zihni çoğu zaman başka şeylerle meşgul olan ebeveynleriyle olmuşlardır. Diğer bir değişle bu kişiler çocukluklarında ebeveynlerinin en az birinin duygu durumunu yönetmek zorunda kalmış olabilirler. Ebeveynlerinin kendileri de bir Dalga olabilir, alkol bağımlısı, depresyonda ya da kendileri de çok yalnız ve terk edilmiş olabilirler. Bu nedenle bakım vereninin zaman zaman başka şeylerle ilgilendiğini ve dalıp gittiğini gözlemlemişlerdir. Dalga’ların ebeveynleri bazen çok fazla oradayken bazense hiç yoklardır. Bu durum bebekte sürekli yakınlık arama haline, duygusal olarak geri çekilmeye karşı aşırı duyarlılık ve ebeveyne yapışkanlık meydana getirir. Bu gruptaki bebekler aşırı sinyal verme ya da sinyali çok büyük bir şekliyle verme halindedir. Ayrıca sinyal yönetme şekilleri abartılı, çok konuşan, ve dışarıdan gelen regülasyona çokça bel bağlayan bebekler haline dönüşürler. Diğer bir değişle sakinleşirken de sosyalleşirken de hep dışarıdan birine muhtaçlık ortaya çıkar. Dalga’lar çok yardımsever insanlardır ancak üzgünsem de sen beni rahatlar istiyorum derler. Ada’ların aksine kendilerini çok fazla ifade eder ve çok fazla yüz ifadesi kullanırlar. Ebeveynlerinin duygu değişimleriyle o kadar meşgul olmuşlardır ki karı tarafın verdiği bir tepki sonucu geri çekilmesi gerektiğinde bunu yapmakta çok zorlanırlar çünkü geçmişte defalarca buna mecbur bırakılmışlardır. Dalga’lar bir şeyi çok ister o şeye sahip olduktan sonra da onu kendilerinden uzaklaştırırlar. Özellikle çift ilişkilerinde partnerlerini elde etmek için yüksek bir çaba harcar partnerler kendilerine yakınlaştığında ise onları iterler. Eylemleri çekmek ve itmek üzerinedir. Hep bana gel beni tut isteyen, ama hiçbir zaman bu kişi bana aittirdir diyemeyenlerdir Dalga’lar. Bir de çoğu zaman kızgındırlar ve onlarla neden olmak istenildiğinin kanıtlarını sürekli sorgularlar. Eninde sonunda terk edileceklerine inandıklarından partnerlerine ya aşırı yapışır ya da sürekli sorun çıkarırlar. Ayrıca Ada’ların aksine geçmişle çok fazla uğraşıp, haksızlığa uğradığını düşünüp sıkça öfkelenirler. Bu nedenle ilişkilerde zorba ve tehdit eden taraf genellikle Dalga’lardır. Dalga’lar gelişimsel anlamda beyinlerinin sağ tarafını kullanmaya meyillidirler ve konuların özüne odaklanır ve kendilerince bir anlam çıkardıktan sonra partnerlerini daha fazla dinlemeye gerek duymazlar. Ada’lar ise beyinlerinin daha çok sol tarafını kullandıklarından dünyayı mantık, sekans ve neden-sonuç ilişkisi içinde anlamlandırırlar. Bu nedenle Dalga’ların aksine daha net ve az konuşur, fakat hemen vazgeçip yanlış anlamlara varabilirler. Konuşma örüntüleri Ada mı, Dalga’mı yoksa Çapa’mı olduklarını ele verir. Ada’lar ve Dalga’ların aksine; Çapa’lar daha işbirlikçi ve güvenli bağlanan kişilerdir. Çapa’lar çocukluk anılarını daha dün yaşanmış gibi çok net hatırlar, canlı ve coşkulu anlatabilirler. İç görüleri yüksek, işbirliği ve dayanışmaya yatkındırlar. Bebekliklerinde ihityaçlarına yeterince cevap verilmiş olduğundan Çapa’ların “ben sevilmeye layığım insanlar güvenilirler ve dünya güvenli bir yer” gibi bir inanç sistemleri mevcuttur.</p>
<p>Çift Danışmanlığına başvuran çiftlerde Dalga’lar partnerlerine karşı“sen beni sevmiyorsun, beni desteklemiyorsun ve benle yeterince zaman geçirmiyorsun”gibi bir şikayetlenme halinde olduklarını duyarken Ada’larda ise “beni çok boğuyorsun, tuzağa düşmüş gibi hissediyorum, yapmak istediğim şeyi yapmakta özgür değilim” şeklinde bir şikayet duyarız. Tüm bunların ışığında ilişkinizde Ada’mı Dalga’mı yoksa Çapa’mı olduğunuz ilişkiyi ne kadar kaliteli ve keyifli yaşayabileceğinizi oldukça fazla belirler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sadikaalkan.com/iliskinizde-ada-mi-dalga-mi-yoksa-capa-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
